100 KİŞİYE SORDUK 5 POPÜLER CEVAP ALDIK

8 'da okunur

Hoşitı Didem Yılmaz


İstanbul Abhaz Kültür Derneği Kadın Kolları, bir anket çalışması hazırlamış ve bu çalışmayı 3-5 Eylül 2021 tarihinde düzenlenen Dünya Kadın Kongresi’nde Abhaz ve Çerkes Toplumunda Kadına Yönelik Şiddet Algısına Dair Analitik Bir Bakış başlığı ile sunmuştu. Söz konusu makaleyi okuduktan ve bu makalenin sosyal medyada yer alış biçimlerinden sonra dile getirmek isterim ki; her metin bilimsel değildir ve bilimsellik iddiası taşıyan metinlerle ilgili doğru okuma yapmamak, düşüncelerde aynılığın devamını getirir, hatada ısrar ettirir.

Makalenin yöntemsel sorunlarının detaylı olarak incelenmesi herkesin ilgi alanı olmayabilir, çok sade ve anlaşılır bir ifade kullanmam gerekirse; “Bu araştırma gösteriyor ki Abhaz ve Çerkes toplumunda kadına yönelik şiddet yok denecek kadar azdır” cümlesini, bu makaleden sonra kurabileceğini düşünenlere kötü haberim var: Yanılırsınız.

İlgi sahibi olmayanı sıkmak pahasına da olsa da şunu söylemeliyim: Şükürler olsun ki istatistik bilimi, biz çaresiz kullara evren ve örneklem gibi kavramları sunmuştur. Aksi durumda zaman ve maddi imkansızlıklar yüzünden hiçbir araştırma yapılamazdı. Bu çalışmadaki yöntemsel sıkıntılardan en önemlisi olarak gördüğüm “örneklem” kavramı üzerinden detaylıca ilerlemek istiyorum. Hakkında araştırma yapmak istediğiniz evrene hâkim değilseniz, bu evrenden örneklem çektiğinizi iddia edemezsiniz. Şu çok net ki: Türkiye’de yaşayan Abhaz ve Çerkeslerin sayısı bilinmediği sürece onlar hakkında genelleme yapabileceğiniz cümleler kuramazsınız. Bu çalışma Abhaz ve Çerkes Toplumunda Kadına Yönelik Şiddet Algısına Dair Analitik Bir Bakış başlığı altında evrenini -yani hakkında araştırma yapmak istediği topluluğun sınırlarını- çizip sayısını belirtmeliydi. Kafkasya’dan mı bahsediyoruz? Diasporayı mı ele aldık? Sadece Türkiye ile mi sınırladık? Bu üç soru evrenin genişliğini etkileyecektir. Türkiye olarak sınırlandırırsak; biz Türkiye’de yaşayan Abhaz ve Çerkes nüfusunu biliyor muyuz? Hayır. Bu durumda biz evren hakkında bilgi sahibi olmadan ondan örneklem çekemeyiz. Örneklemin amacı; en açık hali ile tüm evrenle çalışmanın imkansızlığı yüzünden evreni yansıtacak, kabul edilebilir hata payları ile temsiliyeti sağlayabilmektir. Evrenden örneklem çekme kuralları derya deniz. Bu çalışmada bahsi geçen anketi dolduran 1086 kişi örneklem oluşturmamaktadır. Çalışmada evren bilgisi yoktur. Dolayısı ile çekilen bir örneklem yoktur! Bu çalışmanın 1086 adet anket ile söz konusu toplum hakkındaki varsayımını doğrulama iddiası, iddianın ötesine geçemez.

Evren hakkında net bilgi sahibi olamadığınız durumlarda varsayımlarınızı test edemezsiniz denilemez. Yaşasın bilim! Evrenimizi kendimiz kurgulayabiliriz. Şunu demek istiyorum: Evrenimizin sınırlarını çok iyi çizebiliriz. Örneğin; Göksun Fındık Mahallesi’nde yaşayan Çerkeslerin kadına yönelik şiddet algısını araştırmak istediğimde evreni ortaya koyabilir, bu köy hakkında genelleme yapmamı sağlayabilecek örneklemi çekebilir ve araştırmamı gerçekleştirebilirim; çünkü sayılara hâkimim. İstatistik bilimi ışığında belirli oranda hata payımı belirterek Fındık köyündeki algı hakkında net cümleler söyleyebilirim.

Dönelim yine kara deliğe. Bu çalışmada evrenin sınırları belirli ve sayısı net değildir. Elinizde bir bardak su var ancak bu suyun hangi su birikintisi, dere ya da denizden olduğu, numunenin işe yaraması için önemlidir. Dolayısıyla internet aracılığıyla anketi dolduran 1086 kişi üzerinden Abhaz ve Çerkeslerde kadına yönelik şiddet algısı ölçülemez. “Şiddet vardır/yoktur”, “yok denecek kadar azdır” denilemez. Bu çalışma ile sadece bu anketi cevaplayan 1086 Abhaz ve Çerkes kökenli kişinin kadına yönelik şiddet algısı hakkında konuşulabilir. Tabii bilimsel kriterler çerçevesinde yol aldığınız sürece. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kanıksandığı, yönlendirici ve taraflı sorularla da bilimsellikten uzaklaşırsınız.

Diğer taraftan; yazarların elinden çıktıktan sonra bilimsel açıdan sıkıntılı yanları olan bu çalışma, bilimsel okuryazarlığı olmayan sosyal medya kullanıcıların klavyelerinden Abhaz ve Çerkes kültürüne yönelik basmakalıp düşünceleri devam ettirmektedir. 100 kişiye sorduk 5 popüler cevap aldık ötesine geçmeyen bu çalışma Göksun’dan Pınarbaşı’ya kurallar değişirken yapılan kültür güzellemesidir. İçselleştirilmiş toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin devamına neden olmaktadır.

Ütopik bir toplumun kurallarına sahip olduğumuz, ideali yaşadığımız gibi durup düşününce şaşırtıcı gelecek cümleleri, aslında içeriğini okumadığı bir metinle tekrar dile getirmek Çerkeslerin en büyük laneti sanırım.

Kısacası, araştırma yöntemleri açısından çok temel sorunları yansıtan bu çalışma bilimsel olmaktan ziyade, Çerkes diasporasının belirli bir kısmının Çerkes kimliğine ve toplumuna dair yukarıda belirtildiği gibi, bu haliyle, içselleştirilmiş toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ne yazık ki üzerini bir kez daha örtecektir.

Bir önceki

Dernek Seçimleri ve Temsilde Eşit(siz)lik

Bir sonraki

Flört Şiddeti

Latest from Blog

İkrardan Dönüş

oturdum saydım. kaçıncı gündü. öldüğü, son nefesini verdiği gün müydü birinci gün. yoksa defnedildiği gün mü.

0 $0.00