KUZEY KAFKASYA’DA KADIN HAKLARININ KORUNMASI

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır
20 Mart 2021
KUTUPLAŞTIRILAN TÜRKİYE’NİN İSTANBUL SÖZLEŞMESİ İLE İMTİHANI
23 Mart 2021

KUZEY KAFKASYA’DA KADIN HAKLARININ KORUNMASI

TEHLİKELİ HARF “F” VEYA KUZEY KAFKASYA’DA KADIN HAKLARININ KORUNMASI

Kuzey Kafkasya’da kadınların  hak ve özgürlüğü sorunu ciddi bir seviyeye ulaşmış durumda ve birçok kişiyi etkilemekte. Son zamanda bu konu ile Kafkasyalı erkekler de ilgilenmeye başladı. Kadınların kendilerini savunma girişimleri gündeme geldiğinde ise “düşman feminizm” ile ilgili yayınların sayısında artış gözlemelendi.

Rosa Luxemburg Vakfı Aralık ayında “Kuzey Kafkasya’da Feminizm” adlı çevrimiçi bir etkinlik düzenledi. Konuşmacılar, cinsiyet araştırmacısı Saida Sirajudionava ve Daptar’dan Svetlana Anokhina.

Zoom üzerinden çevrimiçi olarak düzenlenen etkinliğe konuya merakı olanlar katıldı. Katılımcalardan birisi kendi sözleriyle “kadın kılığına girmek zorunda kaldığını”, karısının hesabıyla giriş yaptığını söyledi.

Belki de tüm bunların sebebi, etkinliğin isminin “Kuzey Kafkasya’da Feminizm” olmasındandır. Etkinliğin kabul edilen tezi ile başlayalım: Kafkasya’da “Feminizm” kelimesi tetikleyici bir kelime haline geldi. Bu kelimeden korkuluyor,öfkeleniliyor,, çileden çıkılıyor ve bu kelime onlar için tehdit oluşturuyor.

Sirajudionava, insanın kendisini feminist olarak tanımlamasının, dinin inkarı ile ölüm cezası almakla eşdeğer olarak yorumluyor.  

Saida, 2020 yılında Kuzey Kafkasya bölge sakinleri ve aktivistleri ile kadın haklarının korunması ve feminizm hakkında bir çalışma gerçekleştirdi. Görüşmeler esnasında pekçok kadın anonim olarak katılmayı talep etti. Saida’ya göre bunun sebebi, kadınların “feminist” damgasının sebep olabilecğei sorunlardan çekincesi idi.. Bu damgalama kendilerini, ailelerini ve bölgeyi bir bütün olarak tehdit ettiği düşünülmekte.

KUZEY KAFKASYA’DA FEMİNİSTLER, İNSANİ DEĞERLERDEN UZAK KİMSELER GİBİ YANISITILMAKTA

Feminizm bir tehdit ve anormallik olarak görülmekte. Saida; feminist olarak tanımlanabilecek kişilerin Feminist olduklarını söylediklerinde yanlış anlaşılacakları, toplumdan, aileden ve iş arkadaşlarından gelebilecek baskı ve tepkilerden çekindiklerini ve bunu dile getirmekten korktuklarını belirtiyor.. Kuzey Kafkasya’da feminizm hakkında taraflı ve sınırlı yayınların mevcudiyeti çarpıtılmış ve şeytanlaştırılmış bir feminizm anlayışının gelişmesine ve değişik gelenekçi gruplar aracılığıyla bu algının toplumda giderek yayılmasına neden oluyor.

Kuzey Kafkasya’da feministlerin, insani değerlerden uzak kimseler gibi yansıtıldığını belirten Saida: feministlerin sıradan kişiler gibi görülmediklerini algının aileleri olmayan dindar olmayan insanlar olduğu yönünde şeklinde konuya yaklaşım olduğunu söylüyor. Araştırma esnasında katılımcıların anonimliğinin korunmasına özen gösterilmesi toplanan isim, yaş, ikematgah ve hatta akrabalık dereceleri gibi neredeyse tüm verilerin değiştirilmesine neden oldu.

Photo by RODNAE on Pexels.com

Saida, tüm bunlara rağmen feminizmin bölgeye neden nüfuz edebildiğini merak ediyor. Saida’ya göre bu nüfuz edebilmenin ön koşulları gerçekleşmiş durumda. Küreselleşme süreçleri yoğunlaşmış, . toplumun kapalı yapısına, onu yeniden gelenekselleştirme ve İslamlaştırma girişimlerine rağmen bilginin açık kaynaklardan ve medyadan ulaşılabiliniyor.. Bilgi açık sınırları aşıyor, insanlar kapalı bir dünyada yaşamıyor. Biz, kadınların hayatına giderek daha fazla öncelik vermemize rağmen gelenekçi değerler kadınlar için hayatı daha da zor hâle getiriyor: Cinsel mutlakiyet, kontrol, ev içi şiddet, hareket özgürlüğü ile eğitime ve işe erişim gibi  özgürlüklerin kısıtlanması; artık huzursuzluğun durdurulamayacağı kadar çok sorun var. Geleneksel toplumun saldırısı ve kadınlara dönük hak ihlalleri ne kadar güçlü olursa olsun, kadınlar sorunlarını bir o kadar anlatmaya ve cevap vermeye başladılar.

Saida, aynı zamanda Kuzey Kafkasya’da feminizmin genellikle örtülü  formlarda var olduğunu; feministlerin kendi güvenliklerini düşünmeye zorlandığını, aynı değerleri taşısalar bile bu kimlikten vazgeçtiklerini belirtiyor. Bölgedeki feminizm biçimleri mozaiği andıran bir yapıda ve duruma bağlı: Kafkasyalı aktivistler, kavramlar ve ideoloji konusundaki tartışmalar yerine, öncelik olarak kişisel güvenlik ve kadınların hayatlarının korunmasıyla ilgileniyorlar.

Saida özellikle şiddetin önemli bir faktör olduğundan bu durumun “mecburi feminizm” olduğunu söylüyor -. Buradaki feminizm, insan hakları ile bağlantılı bir şekilde kadınların hayatta kalmasına kadın haklarına ve öncelikli olarak aile içi şiddette karşı mücadele ediyor.

Araştırmalar, feminist fikirlerin daha çok kentsel topluluklarda ortaya çıktığını; kırsal kesimlerde ise sosyal ve ailevi kontrol mekanizmaları ile sınırların ve kısıtlamaların daha fazla olduğunu gösteriyor., Ama yaş mevzuu dikkate alındığını böyle bir ayrım yapamıyoruz. Farklı kuşakların feminizm içinde temsili konusunda kayda değer hiçbir fark yok ve “bunun sebebinin insanların gençken okuduğu kitaplar” olduğunu savunmak ise kabul edilemez.

Svetlana Anokhina, Saida’ya büyük ölçüde katılıyor. Ona göre, 1999 yılında her ne kadar yerel  medyada aile hayatının yararları hakkında metinler çıkmış olsa da bu metinlerin “gündemi kadın olan ukala  metinler” yayınlandı. Ancak o zamanlar feminizm bir olgu değildi, o yüzden korkulacak bir kelime de olmadı. Svetlana, şimdi ise radikal değişimlerin olduğunu belirterek: “İlk kez 2015’te katıldığım televizyon programlarından birinde, kadın haklarının ayrıca ele alınarak savunulmasının bizi onur yürüyüşleri ile Suriye ve Ukrayna meseleleri ile aynı kaba koyacak kadar yakın bir noktaya berbat bir feminizme götüreceği fikrini duyduğumda farketttim.”

KUZEY KAFKASYA’DA KADIN HAKLARI VE GÜVENLİĞİYLE İLGİLENEN KADINLAR KENDİLERİNİ GENELLİKLE ZOR BİR DURUMDA BULUYORLAR

Svetlana’ya göre kadın haklarını “aile”ye karşı bir saldırı olarak gören ve her iki kavrama da karşı olan devlet medyası ve Rusya Federasyonu’nun devlet politikası feminizmin şeytanlaştırılmasında önemli bir rol oynuyor.

Bu pozisyon, feministleri doğrudan “dünyayı yok edecek Şeytan’ın ordusu” olarak gören hem radikallerden hem de gelenekçelerden ateşli destekçiler buldu.

Svetlana, bu nedenle feminist bilinç, bölgede var olmasına rağmen – – terimin bizatihi kendisinden kaçınıldığında daha iyidir: “Seninle her konuda anlaştıklarını görüyor ve söylüyorsun, ta ki “F” harfiyle başlayan kelimeye kadar. Belki de sadece feminizm terimine karşı önyargılı insanlarla farklı bir şekilde konuşmanız gerekiyor, böyle durumlarda kelimeleri doğru seçmek daha iyidir ‘Kadın hakları’ veya ‘feminizm’ değil, mesela ‘adalet’. Feminizmin terimleriyle gidersek, sadece muhalefete neden oluruz. Kafkasya şortlu kadınların yarış düzenleyebileceği bir yer değil. Bu tür eylemlerin sonucu kadınlar için korkunç olabilir.”

Svetlana, böylesine zor bir duruma emsal olarak Cinsiyet Politikası Merkezi Genel Müdürü Khatima Omarova’nın programından bir kesit sunuyor:  , ,

“…Kadınsı, zeki, nazik kalmalıyız, ama erkeklerle eşit haklara sahip olmalıyız… Batı dünyasının medeniyet krizinde kısmen radikal feminizmin suçlu olduğuna inanıyorum. Sadece toplumsal cinsiyetin değil, aynı zamanda erkeklerin ve kadınların cinsiyet karakterinin de silindiğiözgürlük mücadelesinde kadınlar kadınlıklarını kaybettiler, erkekler gibi oldular…”

Bu noktada bile, Anokhina, “kayıp feminenliğe” ve RADFEM’in fazlasıyla radikal olmasına atıf olduğunu vurgulamakta.

Konuşmacılar, Kuzey Kafkasya’da kadın hakları ve güvenliğiyle ilgilenen kadınların kendilerini genellikle zor bir durumda bulduklarını söylüyor.. Bu kadınlar ne Kafkasyalı kadınların gelenek ve din tarafından mükemmel bir şekilde korunduğunda ısrar eden hemşerilerinden ya da Rus feministlerinden destek alabilmekteler. İkinci gruptakilerin çoğu temsilcisi bazen sömürge konumlarından bahsederek bölgenin özelliklerini anlamıyor, ve “Kafkasya’dan kadınları kurtarmanın” şiddet içerikli yollar öneriyorlar.

Svetlana’nın söylediğine göre:“Örneğin birçok kadın için başörütüsüne yapılan saldırılar, geleneksel ailelerine karşı karşı koyma hâline geldi.” Svetlana’ya göre, Dağıstan için tasvip edilen ve aşina olan başörtüsü modeli yerine çeneyi de kapatan koyu bir başörtüsü takan bu kadınlar, çoğu zaman yakın aile ve toplumun bir bütün olarak muhalefetiyle karşı karşıya kalıyor.. Bu durum, kadınlar için bu tam olarak bir isyan, ebeveyn iradesinin dışına çıkma konusunda açıkça ifade edilmiş bir konum. “Katılımcılardan birinin dediği gibi, türban benim mücadelem ve zaferimdir.” Ancak başörtülerinin ataerkillikle flört ettiğini tekrar tekrar duymak zorundalar.

“Bir kişiyi alıp onu zorla özgürleştiremezsiniz. Erkek hegemonyasından daha iyi olmayan bir şey ortaya koymuş oluruz. Onları zorla kapatıyorlar ve biz de onları zorla açmaya çalışıyoruz,” diye ekliyor Svetlana.

 

Alycia Fung Pexels.com

İslami feminizm bölgede aktif olarak gelişmekte. İslami feminist gruplardaki kadınlar, erkeklerden öğrendikleri bilgilere güvenmeksizin dinlerindeki konumları üzerine düşünüyorlar.. Erkeklerin, dini genellikle kendilerine uygun şekilde yorumladıkları ve bu nedenle kadınların dini kendileri  araştırmaları hususunda ısrar ediyorlar.. Aynı kadınlar, İslami haklarının iade edilmesini desteklerken bu düşünce erkekler için büyük bir endişe kaynağı halinde.

Kadınlar dijital medyada zorbalığa maruz kalıyor veya aileleri tarafından Baskılanıyorlar. Svetlana’ya göre böylesine bir erkek muhalefeti şaşırtıcı ve aynı zamanda da umut verici. “Böyle bir öfkeye karşı verdikleri tepki gerçekten canlarının sıkıldığı anlamına gelir. Bu asasıyla dahi evine ulaşamayan ancak sadece bağırıp ve tehdit eden güçsüzlemiş bir aile reisinin gazabına benziyor.”

Gazeteciler Çeçenya’daki durumun çok daha ciddi olduğuna dikkat çekiyor. Verdiği bilgilere göre, gerçek bir ateist ve feminist avı var. Sosyal medyaları ve paylaşımları takip ediliyor. Kadınların savunulması ilgili yazılar yazan kadınlar aleni uyarılar neticesinde paylaşımlarını silmek zorunda kalmaları durumu daha da güvensiz hale getirdi. -.

Etkinliğin diğer katılımcıları tartışmaya aktif olarak katıldı. Birçoğu Kafkasya’da kadın hakları için mücadele etme deneyimlerinden bahsetti. Örneğin İnguşetya’dan Kahire (ismini gizlemeden konuşmaya cesaret eden birkaç kişiden biri) yakın arkadaşı kocası tarafından sakat bırakıldığında aktivist olduğunu söyledi. Kahire, bu olaydan sonra birçok şehirde eylem düzeledi ve şimdi başka insiyatiflerde de çalışıyor. Kahire akrabalarının kendisini durduması için babasına ulaşacak sert tepkilerine maruz kaldı..

Etkinliğin başka bir katılımcısı olan Jeannette, bu eylemden sonra Kahire’nin instagram hesabının yoğun şikâyetler sonucu kapatıldığını söyledi. Jeannette’ye göre, İnguşetya’daki erkeklerin ciddi bir gücü, blog sayfaları ve platformları bulunuyor. Hatta aralarında “bölgeyi feminizmden arındırmak” hedefini belirleyenler de bulunmakta. Eylemciler hakkında örgütlü bir şekilde bilgi toplayıp, akrabalarına ulaşıyorlar,on binlerce abonesi olan hesapları satın alarak kendi yayınlarını daha geniş kitlelere ulaştırabiliyorlar.  Aynı zamanda İnguş kadınlarının aksine isimlerini ve yüzlerini saklamalarına gerek yok, çünkü böylesine bir “av” kamuoyunun onayladığı bir eylem.

YETKİLİLER, KADIN SÜNNETİ KADAR VAHİM SORUNLARA BİLE GÖZ YUMUYORLAR

Şüphesiz olarak kadınların ve haklarının korunmasında devletin müdahalesi sorunu ortaya çıktı. Aslında soru retorikti, konferansın tüm katılımcıları hem aile içi şiddetin önlenmesi hem de dayakların suç olmaktan çıkarılmasına ilişkin yasayı ve din adamlarının kadınları en başta alçakgönüllü ve itaatkâr olmaya çağıran söylemini hatırladı.  Saida Sirazhudinova, yetkililerin kadın sünneti kadar vahim olan sorunlara dahi nasıl göz yumduğunu hatırlattı. Her iki konuşmacının da görüşüne göre, Kuzey Kafkasya’da sadece devlet adamlarına değil, aynı zamanda insan hakları savunucularına da güvenmek zor. Neticede bu aktivistlerin de çoğu gelenekçi aileden gelen kendileri de gelenekçi görüşe sahip olan erkekler hakeza dindarlar da. Kaideten da “ailenin iç işlerine” karışmamaya çalışırlar. Ve boşandıktan sonra çocukları elinden alınan Çeçen bir annenin veya ailesinden ayrılıp bağımsız olarak yaşamasına izin verilmeyen bir İnguş kızının yanında olmaları da pek olası değil.

Etkinliğe katılanlar, Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinde tüm bu sorunlara rağmen büyük bir hareketlilik gözlemlendiğini belirtti. Örneğin, İnguş grubu “Что хочу сказать, Мадо” kuruldu. Herkese açık olarak  “Подслушано. Феминизм. Кавказ” ve “Feministki Dagestana”  gibi sivil toplum kuruluşları ve insan hakları dernekleri çalışıyor. Kafkasyalı kadınlar kendilerini korumak için, güçlerini birleştiriyor. “Bölgede hangi kadın konuları güvenli?” sorusuna karşılık halen daha tek bir cevap var: “Güvenli konularımız yok.”

Tatiana Uskova

Çeviren: Ğonejiko Şeyma Küneşko

https://daptar.ru/2021/01/14/fmnzmkvkz2/ adresinden çevrilmiştir.

Comments are closed.