Jıneps sordu, Almastı Çerkes Kadın Hareketi yanıtladı
15 Şubat 2021
Yıldızkaf Yayını
15 Şubat 2021

Setenay Guaşe’ den Almastı ’ya

AraRenk Fanzin’den Gülşah, Sinem ve Cansu, Almastı Çerkes Kadın Hareketi ile Çerkes kadınlarının diasporadaki ve Kafkasya’daki durumu ve bir Çerkes kadın hareketinin gerekliliği ve biçimi üzerine konuştu.

Öncelikle Almastı nedir? Neden bu kelimeyi seçtiniz anlatabilir misiniz?

Almastı aslında sadece Çerkes kültüründe olan bir şey değil. Hatta Çerkes kültürüne sonradan gelen bir imge ve isim kullanımı yerden yere farklılık gösteriyor. Biz Almestin olarak genelde kullanıyoruz mesela ama daha yaygın kullanımı Almastı olarak geçiyor.

Almastı iki farklı şekilde anlatılıyor bir tanesi çok güzel çok uzun boylu saçları ayaklarına kadar uzanan ve bütün bedeni çıplak olduğu için, insanlardan utanıp saçlarıyla bedenini örten bir kadın figür. Nehir kenarlarında dolanırmış, insanlara pek görünmez ve zarar vermezmiş diye anlatılır. Onu görürsen onu utandırmamak için uzaklaş gibisinden anlatılar var.

Bir diğer anlatımı da çok çok çirkin bir kadın, memeleri o kadar sarkık ki omzundan geriye atıyor, bütün vücudu kıllarla kaplı, saçları canavarımsı diye anlatılıyor ve zarar veren bir figür, özellikle çocuklara ve atlara. Atları çok sevdiği ve çocukları yemeyi çok sevdiği için. Çocukları ve atları ondan korumak gerektiği gibi bir anlatım var halk içinde.

Bizim bu ismi seçme sebebimiz ise aslında iki türlü anlamıyla da bize uyması. Birincisi o çok güzel ve çıplak kadının kendi bedeninden utancını simgelemesi üzerinden ikincisi de kadının canavarlaştırılması ki bu zaten çoğu mitolojide, halk anlatılarında vardır. Kadın canavarlaştırılır ve canavarlaştırılmış erkek figüre çok fazla rastlamayız. İki türlü de bizim amacımıza çok uygun olduğu için biz bu ismi tercih ettik.

Çerkeslerde mitolojik olarak Setenay Guaşe vardır. O da inanılmaz güzeldir ve Çerkeslerin kendini anaerkil demesinin sebeplerinden biridir. 99 çocuğu vardır, aileyi o kurar ve tüm Çerkesler de buradan gelir gibi bir anlatısı da vardır aslında Almastı, Setenay Guaşe’ nin tersini temsil ediyor. Bir tane çok güzel imge var, bütün Çerkes kadınlarının onun gibi olmasını isterler. Zaten bize bu yönden de çok fazla eleştiri geldi mesela Setenay Guaşe’ den Almastı ’ya. ‘Bizim toplumumuzda Setenay Guaşe’ler doluyken Almastı nereden geldi’ gibi. Hayır, bizim toplumumuz Setenay Guaşe gibi değil aslında, sizin görmediğiniz çok şey var. Onun tersini de almış olalım diye Almastı ismini seçtik.

Bu güzellik dayatmalarının dışında kültürün ataerkillikle olan ilişkilerinden bahsedebilir misiniz?

Bu imge üzerinden baskılardan farklı olarak, Çerkes kadınları ve genç kızlarına uygulanan psikolojik baskılar var. Mesela kişiliğinin nasıl olması gerektiğine dair kişiliği şekillendiren baskılar var. Mütevazı, alçakgönüllü, sabırlı olmalısın alttan almalısın gibi. Sabırsız davranışlar zaten saygısız diye yaftalanmaya sebep oluyor. Onun dışında tavır ve davranışı baskılayan şeyler var nasıl oturuyorsun, kalkıyorsun, mutfakta becerikli misin yemek yapmayı biliyor musun bilmiyor musun gibi. Sadece imgesel bir baskıdan ziyade bunlara da dikkat ediliyor. Psikolojik olarak aslında çok fazla baskı taşıyoruz üzerimizde nasıl davrandığımızla ilgili ve bu da kendi karakterimizi ve tavırlarımızı baskılamak anlamına geldiği için çoğu Çerkes kadınında psikolojik rahatsızlıklar oluyor anksiyete doğuyor mesela ben böyle yapmalıyım, şöyle yapmalıyım toplum bana nasıl bakacak toplum beni nasıl yaftalayacak gibi anksiyete problemlerine sebep oluyor. Yani çok ciddi ve Çerkesliğin doğurduğu bir sorun asalında fakat şimdiye kadar hiç görülmemiş bir şey çünkü hiç konuşulmamış, dile getirilmemiş. Dile getirince de suçlu dile getiren oluyor o da biz olduk.

Peki, Çerkeslikteki kaşen kültürü üzerine bazı söylemler üretildi gerek sosyal medyada gerek çeşitli Çerkesler tarafından. Kaşenlik daha özgür iliklenmelerin yaşanabildiği bir kültür olarak gösteriliyor. Peki, sizce de böyle mi gerçekten?

Eğer var olan Xabze kurallarına uyuyorsan onların dışına çıkmıyorsan aslında gerçekten çok rahat yaşarsın çünkü sana verilen kurallar var o kurallar çerçevesinde kendi kaşenini, sevgilini kendin seçebilirsin. Bu tabi bölgeden bölgeye değişebiliyor muhafazakârlık derecesine de bağlı ama genel olarak eş seçme durumu vardır o yüzden rahattır. Ama mesela kuralları var. Eş seçme durumunda da Çerkes olmayan dışında seçemez, Çerkesse seçersin. Zexes diye bir şey var mesela. Düğün sonrası mesela erkekler kızlar bir arada oturabilir, benim çocukluğum böyle geçti tüm kızlar erkekler düğün sonrası aynı evin içinde sabaha kadar oturabiliyorduk kimse de neredesin naptınız falan diye sormuyordur, güvenilir bir ortam olarak değerlendiriliyor. Ama tabi bir süre sonra bu ortam tacize de alan açıyor çünkü suistimal edilebilecek bir ortam. İşte bu alan içinde bu alanın kurallarını Kabul edince herkes diyor ki çok anaerkiliz çok rahatız ama sorun sorgulamaya başladığın an çıkıyor zaten.

Kaşenlikte de şöyle oluyor. Alaf dediğimiz bir durum var, şakalaşma ve flörtleşme gibi. Biri seninle flört etmeye çalıştığı ve hayır dediğin zaman bir süre sonra bu hayırlar ısrara dönüyor. Bu da bakışlarıyla karşı tarafın seni takip etmesiyle sonuçlanıyor, bu da bir çeşit taciz zaten. Dijital taciz de başladı artık. Eğer normlar içindeki Adige psaşe isen sana yaklaşımı değişiyor ama sosyal medyayı daha rahat kullanıyorsan sana yaklaşımı anında değişiyor Çerkes erkeklerinin, çok daha rahat konuşabiliyorlar çünkü senin zaten kalıpları kırdığını düşünüyor ve bu rahat konuşma yetkisini kendisinde görüp bu kez dijital tacize başlıyor. Söylemler, kelimeler değişiyor ama bunu tabii topluma açıklayamıyorsun çünkü topluma açıkladığında zaten kabul görmeyeceğini biliyorsun çünkü Çerkes topluluğu çok küçük bir topluluk, herkesin birbirini bir şekilde tanıması gibi bir durum oluşabiliyor bu sebeple hem ailenin duyması hem de rezil olma korkusundan dolayı söyleyemiyorsun.

Bir de Çerkeslerde şöyle bir durum var, ev içine karışılmaz. Ev içi şiddet varsa mesela ev içi olduğu için karışılmıyor. Çok eskilerde mesela böyle bir durumda şiddet uygulayan veya tecavüz eden erkek aforoz edilirdi ve o yerleşkeye bir daha gelmezdi. Toplumdan dışlanırdı, şimdi evin içine karışılmaz oldu bu kurallar değişti.

Dil meselesine gelince, Çerkesce nasıl bir dil, ataerkil toplum pratiklerini üreten bir dil mi?

Ben Çerkesçe biraz biliyorum, çok iyi bilmiyorum. Ancak Türkçeyi kullanışlarından belli, ne kadar inkâr edilse de patriarka ile bir etkileşim var ve en belirgin örneğini olarak daha geniş bir nüfusa hâkim, daha gelişmiş olmasına rağmen Ankara Çerkes Derneği’nde geçen seneki 8 Mart kutlamalarında gördük. Kutlamalarda ‘kadınlarımız’ diye yazmışlar. O kadar rahatsız etti ki beni uyardım. 8 Mart’ı bile bu şekilde ‘kadınlarımız’ üzerinden kullanıyorlar. Bunu gerçekten genç nesil, eğitimli, entelektüel olarak seviyesi yüksek gençler bile yapabiliyor. Çünkü bu kültürel kodlarla büyüyorsun ve hep duyduğun şekilde yapıyorsun aslında.

Peki, Kafkasya’daki kadınlara dair neler söyleyebilirsiniz, orada kadın hareketi nasıl ilerliyor şu an?

Kafkasya’da şu an sadece Dağıstan bölgesinde yoğunluk var kadın hareketiyle ilgili ve 80’e ulaşmış durumda güncel olarak, bu gerçekten Kafkasya için inanılmaz bir hareket. Ev içi şiddetle ilgili bile mesela fikir almak istiyorlar ‘ne yapıyorsunuz, nereye gidiyorsunuz’ gibi çünkü onları orada hiç koruyan yok. Onun dışında diğer bölgelerde Kafkasya ile çalışan çok fazla STK var. Onların biraz yönlendirmesi, gidip konuşmaları artık bir şeylerin farkına varılmasına sebep oldu ya da artık kadınlar ev içi şiddete başkaldırmaya başladı. Yeter ya deyip, yeni doğan çocuğunu bırakıp başka ülkeye giden kadınlar oldu. Öldürülen çok fazla kadın var zaten Çeçenya ve Dağıstan bölgesinde. Tabi bu öldürmeler Çeçenya ’nin başkanı Kadirov’u destekliyor. Mesela adam kadını olduruyor başkan çıkıp adama ev hediye ediyor. Çünkü toplumda böyle şeyler olmuyor imajı vermek istiyor. Kadın hastanede oldu biz öldürmedik imajı.

Çeçenya’da geçen sene 90 tane LGBTİ+ bireyi yok edildi, nerede oldukları bilinmiyor, aileleri ulaşamadı. Bir anda yok edildiler ve Kadirov’un açıklaması su Çeçenya ’da böyle bir şey olmaz olursa biz öldürürüz. Oralarda durum biraz daha zor, daha sıkı. Bunlar bizim toplumumuzda pek yansıtılmıyor. Ben bunu ilk dile getirdiğimde bana hangi bölge olduğu soruldu ve söylediğimde ‘zaten bunlar bizim toplumumuz değil, Adige değiller’ denildi. Sonra ‘yok dedim, Kabardey bölgesinde de vardı’. ‘Onlar da bizden sayılmaz, Türkleşmiştir onlar da’ denildi. Bunu o kadar kabul etmek görmek istemiyorlar ki, bakmıyorlar.

Biraz daha bu tartışmalara alan açmak üzerinden Almastı Çerkes Kadın Hareketi başladı diyebilir miyiz?

Kendi adıma konuşayım, ben zaten 4-5 yıldır böyle bir harekete niyetleniyordum bir de Rusya’da Kafkasya’da okudum, oradaki kadınlarla hep iletişim halindeyim, Kafkasya’daki baskı çok daha fazla buradakinden çünkü Rusya’da ev içi şiddet hala suç değil, ölüm durumu olunca suç oluyor. Kafkasya’daki kadınlarda da daha ciddi bir aile baskısı var, orada da söyleyemiyorsun aile içinde bunları konuşamıyorsun. Orayı çok takip ediyordum sonrasında yavaş yavaş yükselen bu feminizm dalgasını fark ettim açılan sayfalarda vs. ben de dedim ki bunu Kafkasya’da kadınlar yapabiliyorsa biz neden yapmıyoruz burada? Neden bizim sesimiz çıkmıyor diye düşünüp, bu hareketin artık bizde de olması gerektiğini düşündük Çerkes kadınlar olarak.

Özellikle Türkiye’de olmak üzere, dünyada da zaten bu feminist gelişmeleri takip ediyorduk biz zaten bireysel olarak. Tanışıklığımız da olduğu için sürekli iletişim halindeyiz. Bunların sonucunda da dedik ki Çerkes’lerdeki ataerkilliği diğer kadınlarla konuşacağımız bir platform veya üyesi olabileceğimiz bir yer yok. Neden böyle bir şey yapmıyoruz dedik ve hareketi başlattık aslında

Neden diğer feminist hareketlerle ilerlemediğimizle ilgili ise Çerkes kültürünün kodları, Çerkes kadınlarının yaşadığı baskılar çok daha farklı. Bireysel olarak bir sürü feminist harekette olan arkadaşlarımız da var ama aynı kültürel kodları taşımadığımız için ortak paydada buluşmak çok zor. Kültürün dinamikleriyle ilgili yani.

İkinci kısma geçmeden önce, kadın hareketi ve feminizm bağlamında kendinizi nerede konumlandırdığınızdan bahseder misiniz?

Çerkesler olarak yaşadığımız konumun diaspora olması dolayısıyla biraz daha Avrupa merkezci feminizmden ziyade daha öznel bir feminizm yorumunu önemli buluyoruz çünkü Kafkasya’dan, Avrupa’daki kadınların durumundan onların isyan ettiği noktalardan çok farklıyız. Dolayısıyla biraz daha öznel yorumlar getirerek kendi feminizm görüşümüzü kurabiliriz diye düşünüyorum.

Röportajımızın gelecek hafta yayınlayacağımız ikinci kısmında ise Almastı’nın Çerkes dernekleri ve kadın hareketi ile ilişkisini ve kurulduktan sonra aldığı tepkileri ele alacağız.

Bu röportaj, daha önce Ararenk Fanzin‘ de 12 Şubat 2021 tarihinde yayımlanmıştır.

Comments are closed.